Haziran 10, 2011

Koca memeli kızın varlığını hissettiği ilk dakikadan beri vardı karıncalar. Yüzlerce yuva dolusu, oradan oraya koşuşturan, yazın ilk kırıntılarıyla evi kaplayan; koltuklarda, kitaplarda, yemeklerde eş olan, anaç karıncalar... Hem seviliyor hem bezdiriyorlardı; kışın özleniyor, yazın küfrettiriyorlardı. Varlıkları da yoklukları da aynı göz yaşına neden işkenceci karıncalar... Yaşamının koca memeleri kadar büyük bir kısmını iç içe geçirdiği karıncalar, zincirlerine baktıkça delirmesine neden oluyordu kızın. Fırtınalarla gevşeyen zincirler açan ilk güneşle sıkılıyordu karıncalarca. Tabii nihayetinde koca memeli kızın da değişim zamanı gelmişti ve şuursuz karıncalardan uzak bir yere göç etmesi icap etti. Yeni bir sığınak, sonsuz sevgi yatağında beraber yatacağı sevgili, şefkatli ve akıllı hamam böcekleri... Karıncaları arada bir görmek çok güzeldi, sevdiği hamamcıklarla da her şey gayet iyiydi. Ama yaz, insanı terini içmeye zorlayan yaz hiçbir zaman değişmez, her zaman insafsız ve götübokludur. Karıncalar yuvalarından çıkar ve koca memelerden beyne akarlar. Daha da kötüsü yeni yatak da kötü kokmaya başlar ve ağır gelen artık bencilleşen hamam böcekleridir; insanı vajinasından soğutan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder