Mayıs 14, 2011

Cumartesi günleri değildir hüznü barındıran, belki Pazar olabilirdi ama cumartesi kesinlikle değil. Uyanmak çok zor gelir; boşluğa, yalnızlığa, kırgınlığa. Öpücüklerle uyandırılmak kafi gelmez, okşanmak da yetmez. Kırgınlık, bükülünce düzeltmesi zor metal, kaşık, çatal, tepsi. Aynaya bakıp ağlamak samimi değil midir? Biraz oyuncu karaktere bağlı, biraz da suratın kırmızılığına. İnsanlar mutsuzken iştahtan kesilir, ben yerim. Çok yerim. Git gide hacmim büyüyor, hacmim büyüdükçe mutsuz olur da daha çok yersem ne olur? Kusabilirim. Ben pek kusmam. Boşalmanın daha güzel yolları var, boğaz ağrısı dayanılmaz. Kırgınlık geçmek bilmeyen iltihap gibi, geçer ama ilaçlardan nefret ettirir. Şarkılar tuhaf, sözleri önemsiz bazı bazı. Büzük kalplere, beyinlere, penislere eşlik eden ezgidir, davuldur, tü tü tup ta tü tü diyen kızdır, sözler işe yaramazlar içindir. İnsanların çoğu işe yaramaz zaten. Kırgınlık kızgın boşalma gibi, tecavüz gibi, tuzu çok kaçmış pilav gibi. Bitmek bilmeyen resim, 35x50 tuvale. Ve kıskançlık. Göbek deliğinden gıdıklanmak çişliyken ve göte giren cop, tabii sebebi beyaz vermiş taşaklara sahipse. Tü tü tüttü tü tü tü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder