Ağustos 30, 2009

şu günlerde buraya güzel bir yağmur kesinlikle çok yakışırdı. buğulanan ve damlacıklarla kaplı camlardan dışarıyı seyretmeye çalışmak, amansızın kendini yağmura atıp ıslanmak, minik yağmurcukları içebilmek için ağzını açıp şekilden şekile girmek, bunlar kendini sonbahar-kış kreasyonunun bir parçası olarak görenler için milyonlarca aydır en büyük hayal. bunlar tam da aklımdan neşe ve umut ile geçerken birden turuncu bir ışık hüzmesi yükseldi ve sonrasında olaylar şöyle gelişti;

yiğit:
oy oy yağmur var salı çarşamba
büşra:
ooh, keşke burada da olsa
yiğit:
orada yağmuru mu tercih edersin beni mi


yağmur çok önemsizmiş meğer.

1 yorum: