Temmuz 31, 2009

make myself.

ben küçükken müziğin içinde yaşardım, her zaman şarkı yazıp bestelemek istedim, birileri müziğimi duyduğunda kendini farklı bir yerde hissetsin, içindeki milyonlarca duygudan birini dışarı vursun, sadece beş dakikalığına ve onu o an doyasıya yaşasın istedim. sıkılsa bile bir zaman sonra bir yerde o ilk melodileri duyunca tüyleri diken diken olsun, ilk ana geri dönsün istedim.ben hiç müziğe dair bir şeyler yapmadım, ne alet çalabildim ne söz yazabildim. denemedim bile.
ben küçükken her şeyin resmini yapardım, her şeyin, hem de güzel. her zaman daha güzelini yapmak, milyonlarca tabloya ulaşmak, günü gelince sergi açmak istedim. insanların hepsi resimlerimde kendi hayatlarında çizgiler fark etsin, hayallere dalsın istedim. hep akrilik hayranı olmama rağmen karakalem yaptım, resimlerim çerçevesiyle beraber tepsi olarak kullanıldı, sonra çerçeveleri kırıldı, resimler atıldı. ve benim sadece iki tuvalim oldu, biri nerede hiçbir fikrim yok ve biri tamamiyle yarım, dört senedir.
ben küçüklüğümü kendim fotoğraflamak istedim, fotoğralarım her yere asılsın, ve herkese sahip olduğu aynalardan çok daha farklı şeyler göstersin istedim. ama benim hiç makinem olmadı, bir polaroid anımsıyorum, fazla yarım yamalak. ben küçükken hiç fotoğraf çekemedim. çektiysem bile hafızamda yer edemedim.
benim sesim güzel değil, sadece gitarın tellerini oynatıp, mızıkaya üfleyebilmem hiçbir şeye yetmiyor.
benim bu dört senede paslanmış parmaklarımı dört ayda açabilirim, belki zamanım yok belki de üşengeçliğim buna elvermiyor.
benim artık bir dijital makineye ve bir dolu polaroid filme ihtiyacım var. tabii sınav senem ve cüzdanımdaki boşluk bunu engelliyor.
ama ben umudumu hiç yitirmedim, bir gün kendi müziğim eşliğinde resim yaparken sevgili makinem beni çekecek.
merhaba, o fotoğraftaki benim.

2 yorum:

  1. gülümsedim bu yazıyı okurken. bunu da demek geldi içimden. neyse ozamanbay.

    YanıtlaSil
  2. böşra (Y) yaptım oturduğum yerde, merak etme.

    YanıtlaSil